30 Eki 2011

Rüya değil kabus

Aslında arka kapağında Hamdi Alkan, Birol Güven ve Nazlı Ilıcak'tan aldığı övgüleri barındıran bir kitabı okumayı düşünmüyordum. (Hamdi Alkan bir yana, cidden Nazlı Ilıcak'ın tavsiyelerini dinleyen biri var mıdır şu dünyada?)  Boyutu, kapağı, övgülerden müteşekkil arka kapağı, kısaca tasarımı ile bir facia görüntüsü çizen bu kitabı Behlül Dündar hem sitesinde, hem de geçenlerde yaptığımız kısa ama verimli sohbette ısrarla övdüğü için aldım. Bir müddet sırasını bekledi rafta kitap. Sonunda elime aldığımda, hala vazgeçemediğim önsöz, ikinci baskıya önsöz,...n'nci baskıya önsöz, girişleri okuma huyum yüzünden kitabı okumak düşüncesini yeniden tarttım. Zira Coşkun Büktel, kendisini ve Theope'yi öve öve bitiremiyordu. Bunları size neden anlatıyorum? Çünkü birazdan ben de Theope'yi övmeye başlayacağım ve bu yazıdan etkilenerek Theope'yi okumaya karar veren birinin nelerle karşılaşacağından haberdar olmasını istedim. (Bkz: övgü, böbürlenme, bir polemiğe giriş, Dehanın Sitemi Vol.1, övgü, övgü...)



Theope, bir Antik Yunan oyunu. İnsan soyunu yüceltmeye çalışan bir sanatçı, efsane olduğuna inanılan bir aşk, bir savaş, bir kehanet ve bir sır var. Yani, bir oyunu oyun yapacak her şey mevcut. Theope'yi iyi yapansa bunları iyi harmanlaması. Yazarın ismini kapatırsanız Mitos'un yeşil-mor-pembe kapaklı bir çevirisi olduğunu bile zannedebilirsiniz, o kadar iyi yazılmış. Karakterlerin doğallığı, dilin akışkanlığı, monologların etkileyiciliği, diyalogların merak uyandırışı... Evet, bunlar kitabı iyi yapan şeyler, mükemmelleştirense bunu doruğa çıkaran finali. Theope, insanın doğasına, gizli içgüdülerine, kadere ve aşka cesur bir bakış. Büktel'in defalarca zikrettiği gibi Türk Tarihi'nde yazılmış en iyi oyun olup olmadığı konusunda yorum yapamıyorum. Ama benim bugüne dek en heyecanlanarak, en zevk alarak okuduğum oyun oldu Theope.  Okuyunuz, okutturunuz.

Çitlembik Yayınevi

3 yorum:

Aydan Atlayan Kedi dedi ki...

Nazlı Ilıcak adını gördüğüm anda ben de vazgeçerdim kitabı okumaktan. Ama senin beğenilerine güvenirim. Hatta Nazlı Ilıcak adını bile es geçebilirim :) Mutlaka okuyacağım , merak ettim :)

Not: Senin yazılarını özlemiştim.

Pembe Gözlüklü Kedi dedi ki...

Çoşkun Büktel (çok kabaca yarı kaçık-yarı dahi) ilginç bir insan... Bildiğim kadarıyla "Türkiye tiyatro dünyası" ile ilgili çok yerinde, çok doğru tespitleri var... Ve bu tespitleri yapan dili o kadar keskin ki (bazen de resmen çığrından çıkmış, takıntılı), dosttan çok düşman ediniyor kendisine. Oyunu okumadım ama övgüsünü güvenilir kaynaklardan çok duydum. Çok iyi bir oyun olduğu halde devlet tiyatroları sahnelemeye yanaşmadı. Büktel'i görmezden gelmeye, ezmeye çalıştılar. O da öyle bir diklendi ki... Neyse, Hamdi Alkan zamanında YTU'de tiyatro kulubünde bu oyunu sahnelemişti hafızam beni yanıltmıyorsa. Arka kapakla ilgisi buradan geliyor sanırım. (Bunları pek bir araştırma yapmadan yazıyorum ve hatalı bilgiler olabilirler, demedi demeyin.)

Ludmilla dedi ki...

@Aydan Atlayan Kedi: Ben de yorumlarını özlemişim. :))

Bak şimdi, aynı noktadaymışız. N.I.'ın ürkütme potansiyeli müthiş. :)) Kitaba gelince, kesinlikle okumalısın. Beğeneceğine eminim.

@Pembe Gözlüklü Kedi: Coşkun Büktel'in adını girdiği polemiklerden ötürü çok duymuştum ama açıkçası kendisini iyi olduğunu düşünmüyordum. Theope'nin girişinde bayağı değinmiş bu sergilenmeme meselesine. Ya aslında bir yandan kıytırık başarılarımla nasıl övündüğümü düşününce Büktel'in çook iyi bir oyun yazmasından dolayı böbürlenmesini haklı buluyorum. Ama yine de on-on beş sayfa boyunca oyunum şöyle iyi, böyle iyi, ama değerini bilmiyorlar serzenişlerini okumak pek hoş değil.

Bilgilendirme için teşekkürler bu arada. :)