Adını absent içilen (aslında içilemeyen demek daha doğru) bir geceden alan Yeşil Peri Gecesi'nin anlatıcısı, evvelden Kapak Kızı'nda farklı ağızlardan hikayesini dinlediğimiz Şebnem. Şebnem, çok cazip açılımlarda bulunmayı sağlayan bir başkarakter. Tozpembeyken bir kazayla alt üst olan bir yaşantısı, sakat ve güçsüz babası, güzelden öte annesi, muhafazakar baba tarafı ve lanetli olduğuna inanılan bir güzelliği var. Bunların üstüne psikopat babanın iki oğlunu, biri tam bir şerefsiz olan kaynı Teoman ve üç maymun rolünü başarıyla oynayan kocası Osman'ı da ekleyin, sonra teraziyi dengeleyecek, hep özlenen ilk aşk, entelektüel Ali'yi. Arka fon da dönüşümün en hızlı yaşandığı, değerlerin hızla yitirildiği 80 sonrası olsun. İlgi çekici, değil mi?
Madem ki sefil hayatımı sürdürmem mümkün değildi, madem ki olacakları önlemek elimde değildi, beynim dağılırken ben de başkalarının hayatını dağıtacaktım. böylece sefilliğini ikiye katladığım hayatımı hiç değilse kendi gözümde değerli kılacaktım. Nihayet başarmıştım, sefilliğimin üçe katlanmasına hayır diyebilmiştim. Mağdur olmaktan çıkmıştım. Eylemci olmuştum.
Dickensvari denebilecek karakter yaratma becerisiyle, ki bunu daha önce Yalan Yanlış'ta hayretle gözlemlemiştim, unutulmayacak karakterlerle doldurmuş Yeşil Peri Gecesi'ni Ayfer Tunç. Kitabın en önemli artısı bu bana göre. Bir diğeri, sıçramaları iyi hesaplanmış, tempoyu hiç düşürmeyen, arka fonla bağlantısı kopmayan kurgusu. Kitaba buna rağmen, "şahane, muhteşem, bu sene okuduğum en iyi romanlardan" diyemiyorum. Aslında itiraf etmeliyim, okuduktan hemen sonra bir yazı yazsaydım, daha övgüyle bahsedebilirdim. Üzerinde düşündükçe özellikle sonunu zorlama bulduğumu, bunun kitaba olan beğenimi azalttığımı söyleyeyim kısaca. Başyapıt olarak görmememin temel sebebiyse, Şebnem'in haddinden fazla geveze olması. Şebnem'in dili, evet zehirli bir dil, evet yaşadıkları taramalı tüfekmişçesine anlatıyor. Bir noktaya kadar buna tahammül etmek mümkün, malum Ayfer Tunç'un şahane bir üslubu var, ancak o noktadan sonra tekrarlar batmaya başlıyor. Saramago'nun dediği gibi, acı duyan insanın neresinin acıdığını sürekli tekrar etmesi doğaldır, ancak Şebnem 1500. kez "aşkımızın ipini çektiğim gece" dediği zaman sinirlenmemek elde değil. Şebnem'in sebeplerini daha iyi anlamamızı sağlamak için hikayesel tekrarlar da kitabın değerini azaltan diğer bir unsur.
Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
Hiçbir yere gitmiyor...*
Yeşil Peri Gecesi elbette iyi bir kitap, Şebnem'in hikayesi klasik unsurlarla bezeli olsa da, hatta tam da o tanıdık unsurlar yüzünden, çarpıcı, sarsıcı ve düşündürücü. Kurgusuyla hoş, arka fonuyla doyurucu bir okuma. Yine de Ayfer Tunç'un bir sonraki kitabının "öykü" olmasını umut ediyorum.
*Edip Cansever

7 yorum:
İlk defa Ayfer Tunç okumak için uygun bir kitap mı bilmiyorum ama uzun süredir pek fazla Türk yazarlardan birini okumayan benim gibiler için uygun bir kitaba benziyor. Herhalde okuduktan sonra bu yazında kendimi görmüş gibi olurum. :)
:) İlk defa Ayfer Tunç okumak için ideal bir kitap, sıkılmayacağına ve hoşuna gideceğine eminim. Ama senin Toptaş ve Pamuk sevgine yakın bir şey elde edebilir mi bu kitapla, onu bilmiyorum. :)
Nedense sen ne zaman yazsan okuyasım geliyor:) Hemen hemen yarıladım kitabı. Yanımda, çantamda duruyor. Çeviri yapmak için sabahlıyorum. ama sanırım bundan sonra yazacağım her cümlede aklım kitapta olacak:)
Merhaba,
Ayfer Tunç okumadım hiç, sadece ismini duydum yazarın ama bir yerde, birisi, "Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk Hiçbir yere gitmiyor." dizelerini alıntılamışsa eğer, orada dururum. Eğer anlatılan kitap Edip'in bu şiirini yazdırıyorsa kişiye, okunmaya fazlasıyla değerdir benim için:)
Bakalım ne zaman okunacak?
Hoşça kalın.
@ena: Bitirdikten sonra yorumunu duymak isterim, gerçi şu tekrarlar konusunda anlaşmıştık ama. :)) Seni çok iyi anlıyorum, ara verilerek okunması zor bir kitap zira.
@justine: Kitapta Edip Cansever'in şiirleri büyük yer tutuyor ve kitaba çok yakışıyor. Şiir düşkünü olmamama rağmen çok hoşuma giden bir şeydi bu.
Sevgiler.
Israrla Türk- dünya klasikleri okumam, çok önceden okuduklarımı tekrar etmem gerekiyor. Ama Ayfer Tunç geçen yıldan beri aklımda. Şimdi karıştırdın okuma listemi, iyi mi oldu yani :)
Muhakkak okuyun Tunç'u. Yalan Yanlış'ı ve Taş-Kağıt-Makas'ı özellikle. Sevgiler.
Yorum Gönder