21 Haz 2010

Flaubert'ten Kafka'ya



Kafka üzerindeki en büyük edebi etki Flaubert etkisidir. Cicili bicili düzyazıdan nefret eden Flaubert, Kafka'nın kullandığı araca getirdiği yaklaşımı alkışlardı mutlaka. Kafka, terimlerini hukuk ve bilim dilinden seçmeyi sever, onlara bir tür alaylı kesinlik verir, yazarın özel duygulanımlarının işe karışmasına izin vermezdi; bu da Flaubert'in benzersiz bir şiirli etki yaratmada kullandığı yöntemin ta kendisiydi.


***
Kafka'nın biçemine dikkat edin. Açık seçikliği, kesin biçimsel vurguları öykünün karabasanı içeriğiyle nasıl da göz alıcı bir karşıtlık içindedir. Bu vurucu, siyah üstüne beyaz öykü şiirsel benzetmelerle süslenmemiştir. Kafka'nın biçeminin berraklığı düş dünyasının karanlık zenginliğiyle karşıtlık içindedir. Karşıtlık ve birliktelik, biçem ve içerik, tavır ve olay örgüsü en kusursuz biçimde birbirine ulanmışlardır. (Dönüşüm için)

Çev. Fatih Özgüven - Nihal Akbulut
Kreması:

7 yorum:

cagin dedi ki...

Yine farkini ortaya koyan bi yazi eklemissin, ozellikle video super:))

Bu arada, bir tanidigim, Nabokov'un Edebiyat Dersleri icin Beyoglu'ndaki tum sahaflari dolastigini ama bulamadigini soylemisti gecenlerde. Aramaya hala devam ediyordur heralde... Neyse cok bahsedip de fiyatini yukseltmeyelim:))

Ludmilla dedi ki...

Nabokov'u isteriz, Nabokov'u isteriz. :) Vurguları falan amma değişik ama, insanın dikkati dağılmaz hiç dersini dinlese. (Tamam, abarttım :) )

Evet, o kitap yok ya piyasada. Bulan ya da görenlerin mail atmalarını rica etmekten başka yapılacak bir şey yok ya da İletişim / Helikopter taze basım yapacak(umarım):)

şoreş dedi ki...

"yazarın özel duygulanımlarının işe karışmasına izin vermezdi; bu da Flaubert'in benzersiz bir şiirli etki yaratmada kullandığı yöntemin ta kendisiydi"

Nabokov'a saygım sonsuz, Ölü Canlar gibi kitaplar üzerine yazdıkları (filan) bütün kitaba bakışınızı değiştirebilir niteliktedir. Dönüşüm, böcek olma, tiksinti (Kristeva buna 'abjection' diyecek) tamam, bunlar da ala.

Ama Flaubert'in duygulanımlarını metnin içine dahil etmemesini anlayamamam.

Yazar'ın kendi "habitus"unu yaratması için elinde iki yöntem vardır. Birincisi "yazarın ölümü" denen şey. Ampirik yazarın metinde örnek yazar olarak "bulunması". İkincisi ise "Belles-lettres" dedikleri, güzel yazı yazarı olmak (George Sand mesela). Flaubert, Barthes'a göre ölmeyi bilen ilk yazar. Nabokov, metinde "örtük", "imlenen", "örnek" yazar olduğunu görmezden geliyor. Flaubert'in metinlerinde, kinik bir örnek yazarın, sonsuz alaylarıyla maruz kalır karakterler (Özellikle Bouvard ve Pecuchet, üç öykü). Okurlar da bundan nasibini alır. Bovary'i "burjuva bir kadının da aşık olabileceğini anlatmak" için yazan birinin, nasıl olur da, duygulanımını metne dahil etmediğini söyleyebiliriz? Freud'un deyimiyle "egzantrik" romanlar yazan Zola, Barthes'ın deyimiyle "kadim artizan" Gide için söylenebilir bu. Ama Flaubert için değil.

Kafka da ise yazarın "duygulanımı", metnin her şeyi olan protagoniste havale edilmiştir. Zaten kadastro memuru, doktor ve ya avukat olan karakterlerin dili; sıradan, bovarist, aylak, sentimental -kısacası Yazar gibi- karakterlerinki gibi değildir. Kafka konuşmayı sevmez, anlatının kendisinin, cümlelerin değil, lexicon'un sentaks'ın konuşacağını bilir. Minör anlamları yazar değil, minör anlatının kendisi imleyecektir zaten.

Ludmilla dedi ki...

@Şoreş : Kafka üzerindeki etkileri araştırmaktan vazgeçtim sanırım, Flaubert yöntemini sindiremeden Dickens çıktı bir de:

"(...) Oysa Kafka, günlüğünde bırakın etkilenmesini, öykündüğü yazarı açıklamıştır: Charles Dickens!

8 Ekim 1917 günlü yazısında, Amerika'nın giriş bölümü olan 'Stokçu'nun Dickens'ın tam bir taklidi olduğunu söylemektedir. Dahası, bunu uzun uzun açıkladıktan sonra, çağdaşı Robert Walser'in de Dickens'a benzediğini söylemektedir." (Güven Turan, Yazko Çeviri Sayı 16-17)
Bir de şu var : http://kitapzamani.zaman.com.tr/kitapzamani/newsDetail_getNewsById.action?newsId=6262 (via farukahmet)

verbumnonfacta dedi ki...

hayatini mahvetmeden önce neden kafka okumalisiniz adli kitapta da var dickens" in kafka üzerindeki inkar edilmez etkisi.

ama bu kitabi baska nedenlerle okumalisiniz.

biraz umutsuzluk biraz da hayal kirikligi kaliyor geride. icinizden defalarca 'dönüsüm ve milenaya mektuplar bize yeter' diye tekrar etmeniz gerekiyor.

Hegesias dedi ki...

Ludmilla, artık blogunuza teşrif etseniz diyorum. Twitter'ınızdan Gombrowicz'in Bakakai'ını okuduğunuzu öğrendim. Dönüş yazınız, benim de okurken çok çok keyif aldığım "Bakakai" hakkında olabilir mesela. Sevgiler...

Ludmilla dedi ki...

@Verbumnonfacta: Bir arkadaşım daha tavsiye etmişti o kitabı, listeme aldım ben de ama ne zaman sıra gelir, hiç bilmiyorum. :)

@Hegesias: Yazılacak çok şey var aslında, Sebastian Knight var mesela, sonra Orlando, Gombrowicz, Penguin'in cep kitapları, Flannery O'Connor... Evet, çok ıssızlaştı burası haklısınız ama bir mucize olmazsa en az bir hafta daha boş kalacak, durum onu gösteriyor. :)

Sevgiler...