let's talk this over

HAZİRAN DÖKÜMÜ
Alınan kitap : yok
Evet, sıfır. Benim için bir rekor zira son dört senedir kitap almadan geçirdiğim iki aydan biri ki diğeri de ondan önceki aydı.
Okunan kitaplar:Örümcek Kadının Öpücüğü
Yükseklik Korkusu
Rüzgârın Gölgesi
Tehlikeli İlişkiler
Yarım kalanlar:
Günlerin Köpüğü
Kent ve Köpekler
Cinayeti Gördüm
Aslında bu sayı da sıfır olmalıydı, hiç çabalamadan bir hocanın takıntısı haline geleceğimi, sınavsız iki dersinden de kalacağımı, bu dandik derslerden kalan kimse olmadığından yaz okulu açılmayacağını ve bitsin diye finallerine çalışırken kendimi aşan bir performans sergilediğim öğrenim hayatımın bir sene daha uzayacağını tahmin etmediğimden "aman seneye de geçerli nasıl olsa" diyerek kpss çalışmaya devam etmeyip kitaplara sığındığımdan olmadı ve neticede, here i am.

Örümcek Kadının Öpücüğü
Uzun sayılabilecek bir aradan sonra beni okumaya döndüren kitap olduğundan overrated konumuna getirebilirim derdim ama bitmek bilmeyen dipnotları saymazsam hakkında söyleyecek tek bir olumsuz kelimem bile yok. En başından itibaren öyle bir sarıyor ki, o klostrofobik atmosfere sokmakta öyle başarılı ki, o atmosferdeyken Molina'nın anlattığı filmlere geçirmekte en ufak bir sıkıntı bile yaşatmıyor ki, diyalogları o kadar sahici ki ve her şey o kadar yapmacıksız ki sadece şunu söyleyebilirim: Muhakkak okuyun!
Yükseklik Korkusu
Auster'ın en güzel kitabı kesinlikle okuduklarım arasındadır. Auster külliyatında ne zaman elimi yeni bir şeylere atsam sonunda bu cümleyi söyleyeceğim sanırım. Kalanlar arasında en umutlu olduğum Yükseklik Korkusu'ydu, hem zevkleri benzer bilindik bloggerların hem diğer okurların yorumlarından varmıştım bu kanaate. Sonuç: neden o kadar övüldüğünü anlamadığım bir kitap. Haydi ilk bölüm sahiden güzel de sonrası... Yanılsamalar Kitabı, Ay Sarayı, New York Üçlemesi, Kehanet Gecesi. Bu dörtlünün arasına sokmam ben bu kitabı, Auster da uzun süre hatıralarda yaşayacak bu gidişle.
Rüzgarın Gölgesi:
Ve benim kitabım. Bu sene okuduğum en iyi beş roman arasına alırım. Carax'ın gizemli geçmişi başlı başına bir neden ama girişin güzelliği, olayın gittikçe artan ama cozutmayan karmaşası, her şeyi toparlayan ve aydınlatan final ve tüm karakterler... Bir Zafon daha okur muyum, kesinlikle okurum ama mümkünse Altın Kitaplar türkçesiyle çıkmamış olsun.
Tehlikeli İlişkiler:
Milan Kundera bu kitap için "bütün çağların en büyük romanı" demiş ve bana da "hadi ordan" demek kalmış. Şimdi buradan kitabı beğenmediğim sonucu çıkarılmasın ama öyle büyük bir lafın altında kalır kesinlikle. Tüm söyleyeceğim bu şimdilik, önce bu romandan uyarlama 2 filmi izleyeceğim sonra daha ayrıntılı yazmayı planlıyorum.
Yalnız şunu eklemem lazım, bu Valmont adamı aşktan da erkeklerden de soğutur, hatta tiksindirir.
Yarım kitaplara gelince, Kent ve Köpekler araya bir şeyler girdiği için yarım kaldı, yoksa gayet iyi gidiyordu, Llosa'yı severim zaten. Ama Günlerin Köpüğü ile birlikte hiç Vian okumama kararı aldım, neredeyse sıkıntıdan ölecektim. Cortazar'a başlangıç kitabıma gelince, okuduğum herhangi bir hikayeden zevk alamadım ama kafam dağınık olduğu için odaklanamadığımı düşünüyorum, öbür türlüsü beni mahveder zaten, adamın külliyatını aldık o kadar.
Yarım kitaplara gelince, Kent ve Köpekler araya bir şeyler girdiği için yarım kaldı, yoksa gayet iyi gidiyordu, Llosa'yı severim zaten. Ama Günlerin Köpüğü ile birlikte hiç Vian okumama kararı aldım, neredeyse sıkıntıdan ölecektim. Cortazar'a başlangıç kitabıma gelince, okuduğum herhangi bir hikayeden zevk alamadım ama kafam dağınık olduğu için odaklanamadığımı düşünüyorum, öbür türlüsü beni mahveder zaten, adamın külliyatını aldık o kadar.
* Resimler için Sera'ya teşekkürler.