justice vs dawn
* Notos Öykü'nün son sayısında şahane bir Dostoyevski dosyası mevcut. Birbirinden değişik ve zihin açıcı yazıların yanında, aralarda bahsi geçen eleştirilerden alınma satırlarla dolu küçük kutucuklar bile var. Eksik yok mu, var tabii. (bence)
* Salman Rushdie, bu ara kafayı uyarlamalara takmış. Önceki kitap eklerinden birinde Benjamin Button üzerine eleştirisi vardı. Henüz okumadım, önce filmi izledim, sonra bahsi geçen kitabı aldım ama Rushdie yüzünden değil, Fitzgerald'ı Watanabe gibi tekrar tekrar okuyacak kadar olmasa da sevdiğimden ötürü. Rushdie, şimdi de Slumdog Millionaire'i eleştirmiş. Yazımı bir Ayş.e Ar.man edasıyla, "kıskanma senden çok satıyor" diye devam ettirmek istemiyorum. Hani şu meşhur Justice Ağaoğlu vs Elif Dawn olayında, saflar belirlenirken Justice'in yanında olan yazarlara "reklamınızı iyi yapın, siz de satın" mesajı veren A.A., eminim Rushdie'ye de buna yakın bir şey söylerdi. Bense daha iyi birşey yapıyorum, haydi iyi edebiyat uyarlamalarını beraber seçelim, diyorum. En azından gelecek aylarda acilen uzaklaşılması gereken uyarlamalar ile tadından yenmeyen uyarlamalar başlıklı iki yazı yazmayı planlıyorum. Öneriler için: (bkz: yorum)
* Yine Notos'ta küçük bir kutucukta, Sema Kaygusuz'un Yere Düşen Dualar kitabının Fransa'da oldukça ilgi çektiği belirtilmiş. Bu kitap yakın zamana kadar listemde olduğundan haber dikkatimi çekti. Ha ne oldu da listeden çıktı?
Devam edebilen var mı? Merak edenler için üzgünüm, ben bundan sonrasını oku(ya)madım. Bu satırlar Kaygusuz'un Can Öykü Antolojisi'nde yar alan Şeftali adlı öyküsünden. Eh, bir öyküsünün 2. sayfasına bile geçemediğim birinin romanını okumaya çalışmam gereksiz bir çaba olurdu. Öksüz Brooklyn'ini hiç sevmediğim Lethem'in Yok kitabıyla birlikte paldır küldür atıldı bu yüzden listeden.
*Son olarak Radikal Kitap'ta yazıları çıkan Heyzen Ateş'in arşivine göz atın derim. Bu ara kitap ekinde hevesle okuduğum bir Dünyadan bölümü var, bir de Çift Yumurta. Geçen hafta, "Kundera'nın kaleminden klasikler" başlıklı haberiyle beni mest etti. Bunun yanında 2666 merakımda da rolü büyük. Kültürazzi hedesinden iyi neticede, benden söylemesi.
- En büyük Dostoyevski sempatizanlarından Orhan Pamuk imzalı bir yazı görmek isterdim, lazımdı da. Bir tek Demir Özlü ile yürümüyor işler.
- Nabokov'un Dostoyevski üzerine söyledikleri yok. (Bende o kitap yok, İletişim'in yeniden basmasını bekliyorum sabırla, yoksa ben aktarırdım.) Büyük bir Dostoyevski karşıtı olarak bilinen Nabokov'un (gerçi kime karşı değilmiş ki, kendisiyle aynı safta olduğum Balzac, Gorki savaşı dışında Mann'dır, Turgenyev'dir, Conrad'dır, zerre sevmezmiş müteveffa. Kin ve öfkeyle dolu kitaplar yazan Bernhard aksine, nefretini fazla yansıtmamayı bilmiş sanki. Hoş, Bernhard'ı... - bu parantez çok uzadı, kestik, başka yazıya.) fikirlerini de okuyabilsek sahiden daha iyi olurdu.
* Salman Rushdie, bu ara kafayı uyarlamalara takmış. Önceki kitap eklerinden birinde Benjamin Button üzerine eleştirisi vardı. Henüz okumadım, önce filmi izledim, sonra bahsi geçen kitabı aldım ama Rushdie yüzünden değil, Fitzgerald'ı Watanabe gibi tekrar tekrar okuyacak kadar olmasa da sevdiğimden ötürü. Rushdie, şimdi de Slumdog Millionaire'i eleştirmiş. Yazımı bir Ayş.e Ar.man edasıyla, "kıskanma senden çok satıyor" diye devam ettirmek istemiyorum. Hani şu meşhur Justice Ağaoğlu vs Elif Dawn olayında, saflar belirlenirken Justice'in yanında olan yazarlara "reklamınızı iyi yapın, siz de satın" mesajı veren A.A., eminim Rushdie'ye de buna yakın bir şey söylerdi. Bense daha iyi birşey yapıyorum, haydi iyi edebiyat uyarlamalarını beraber seçelim, diyorum. En azından gelecek aylarda acilen uzaklaşılması gereken uyarlamalar ile tadından yenmeyen uyarlamalar başlıklı iki yazı yazmayı planlıyorum. Öneriler için: (bkz: yorum)
* Yine Notos'ta küçük bir kutucukta, Sema Kaygusuz'un Yere Düşen Dualar kitabının Fransa'da oldukça ilgi çektiği belirtilmiş. Bu kitap yakın zamana kadar listemde olduğundan haber dikkatimi çekti. Ha ne oldu da listeden çıktı?
"Dizlerine kadar çekilmişti ayak bilekleri, var gücüyle asılıp eski yerine taktı. İç içe geçen kaburgalarının arasında sıkışıverdi yüreği. Boynu beline dolanmış, düğüm olmuş, açamamıştı. Kendini kendinden sökene kadar çok uğraştı. Boğazındaydı dili, kocaman, şişkin, küsmüş... yutkuna yutkuna geri çıkardı. Burnu kupkuruydu, tut beni düşücem, diye sarkıyordu."
Devam edebilen var mı? Merak edenler için üzgünüm, ben bundan sonrasını oku(ya)madım. Bu satırlar Kaygusuz'un Can Öykü Antolojisi'nde yar alan Şeftali adlı öyküsünden. Eh, bir öyküsünün 2. sayfasına bile geçemediğim birinin romanını okumaya çalışmam gereksiz bir çaba olurdu. Öksüz Brooklyn'ini hiç sevmediğim Lethem'in Yok kitabıyla birlikte paldır küldür atıldı bu yüzden listeden.
*Son olarak Radikal Kitap'ta yazıları çıkan Heyzen Ateş'in arşivine göz atın derim. Bu ara kitap ekinde hevesle okuduğum bir Dünyadan bölümü var, bir de Çift Yumurta. Geçen hafta, "Kundera'nın kaleminden klasikler" başlıklı haberiyle beni mest etti. Bunun yanında 2666 merakımda da rolü büyük. Kültürazzi hedesinden iyi neticede, benden söylemesi.
